20 Aralık 2010 Pazartesi

Osmanlı Ruhu Uyanıyor!



Soluğu kanadında alırdı, kaçan Deccali nizamdan
Büründü Cennet kokusuna, Dünya denen dev zindan
Yedi düvel, yetmiş bin millet ve ne mahşeri zillet
Baba bildiler Selim’i Fatih’i, evlat üvey olmadan!


Saltuk Buğra Bıçak

Yıllar boyu dostlarımızla ettiğimiz sohbetlerde hep tüm Türk-İslam devletlerinin birleşmesinden, ortak hareket etmesinden, onlarla ticareti geliştirmemiz gerektiğinden bahsettik durduk. Belki insanlar farkında değil ama o bahsettiklerimiz, aslında imkansız gibi gördüğümüz, o konuştuklarımız artık gerçekleşmeye başladı.

Bugün hangi Arap ülkesine giderseniz gidin ben Türküm dediğinizde size önce sarılıyorlar ardından Tayyip Erdoğan nasıl? Abdullah Gül nasıl? gibi sorular yöneltiyorlar. Hatta bazıları bizden bile daha ilgili bizim iç politikalalarımıza. Biz daha kendi Bakanlarımızı sayamazken onlar sayabiliyorlar. Bunu sadece 340 milyonluk 22 arap ülkesiyle de sınırlandıramayız. Bu hayranlığın bu ilginin yayıldığı başka ülkelerde var. İran’dan Pakistan’a Afganistan’a hatta Malezya’ya birçok Müslüman ülke şu anda bizi örnek almaya çalışmakta.

Aslında bu gelinen nokta henüz yolun başlangıcı fakat bu gerçekleşenler Kral Faruk’un bile rüyalarında görmediği gelişmelerdir. Belki içeride bazıları kabullenmek istemese de Türkiye öyle bir noktaya gelmiştir ki artık İsrail’e kafa tutabilmektedir. Filistin işgal edildiğinde, İsrail devleti kurulduğunda, Gazze’de kan gövdeyi götürürken sesini çıkaramayan Türkiye yok artık! Başbakanımızında dediği gibi artık dik duruyoruz. Ecevit’in bir zamanlar Beyaz Saray’da Clinton önünde verdiği poz artık Türkiye’yi yansıtmıyor. Artık çok daha güçlü bir ülke!

Bakü-Tiflis-Ceyhan, Nabucco, Kuzey Akım Projesi, Güney Akım Projesi gibi projeler, hem Avrupa’da hem de Ortadoğu’da etkinliğimizin artmasını sağlamakta hem de çok büyük bir ordunun dahi yapamayacağı derecede caydırıcılığımızı arttırmaktadır. Hatırlasanıza Rusya daha 2 yıl önce keserim gazınızı hepiniz soğuktan donarsınız kış boyunca demişti de tüm Avrupa nasıl dize gelmişti.

Tabii ki Küresel bir güç olma yolunda hızla ilerleyen Türkiye için en önemli şey şu anda ekonomidir. Küresel bir güç olma yolunda diyorum çünkü hala katetmemiz gereken yol çok fazla. Kore’deki gerilime müdahale edemedikten sonra, Haiti’deki karışıklıklarla ilgilenemedikten sonra küresel bir güç olduk demek yada Osmanlı yeniden şahlandı demek abartılı olacaktır. Çünkü Osmanlı Devleti yıkılış dönemlerinde dahi küresel bir güçtü. Türkiye’nin ekonomisi basamakları hiç olmadığı kadar hızlı çıkmaktadır. Öyle ki Global Kriz neredeyse hiç hissedilmemiş, yeni ticaret yolları serilmiştir önümüze. Çin ve Hindistan’ın ardından en hızlı büyüyen ekonomiye sahibiz şu anda.

Elbette Dış ilişkilerde pek bahsi geçmese de en önemli kriter halkın ne istediğidir. Bugüne dek hep halkın arzusunun tersine giden devlet artık halkın istediklerini yapmaya başlamıştır. Düşünsenize İsrail kurulduğunda milyonlarca Arap sokaklara dökülmüşken bizim “Demokratik” ülkemizde bir iki ufak tepkinin dışında hiç bir şey söylenmemiştir. Ya da Gazze’de olanların ardından yalnızca bir kesim sesini yükseltebilmiştir. Ancak artık halkımız bilinçlendi. Artık insanımız içindeki büyük devlet olma arzusunu bastıramıyor. Artık insanımız dünyanın neresinde olursa olsun zulme dur diyebilmek istiyor. Aynen Osmanlı ruhunda olduğu gibi. Artık bu millet içindeki gücü ortaya koymaya başlıyor. Belki de 300 yıllık Duraklama Devrimiz artık bitiyor.

Belki de 7 cihana Adalet getiren Osmanlı Ruhu geri dönüyor!