31 Ekim 2010 Pazar

Windows Live Messenger 2011


Windows Live Messenger'ın yeni sürümü çıktı. Eski alışıldık msn'den gerçekten çok farklı. Kullanıma alışmak oldukça zor olabilir. Bir çok yeni özellik eklenmiş, birçoğuna yeni kapılar açmış fakat bir çok eksiği de var.

Msni ilk açtığımızda gözümüze çarpan yeni bir arayüz.  Öncelikle burada iki farklı görünüm seçeneği var. Biri tam sayfa biri eski msn gibi tek bir sütun şeklinde. Fakat Tam sayfa görünümde kişileriniz alfabetik sırayla dizilmelerine karşın aşağı doğru değil sağa doğru alfabetik sıralanmışlar. Bu yüzden Online kişi sayısı çok olduğunda kişileri farketmekte zorlanabiliyorsunuz.

İkinci gözünüze çarpan ise Facebook ve Linkedin ile olan entegrasyon. Facebook Ana sayfanızdaki her yeni paylaşılan resim, video vs. anında msninize geliyor. Bu yönüyle TweetDeck uygulamasından biraz kopya çekilmiş diyebiliriz. Msn içinde Facebook gönderilerine yorumlar yapabiliyor, kendi durumumuzu güncelleyebiliyoruz. Fakat Video izleyebilmek için yine Facebook sayfasına girmek zorunda kalıyoruz.

Birde Facebook ve Linkedin Chat bölümleri eklenmiş Msnimize. Bu uygulama meraklıları için Messenger Discovery 2.5 sürümünde zaten vardı. Gerçeği söylemeliyim ki oradaki konuşmalar daha kaliteliydi. Şimdi Msn üzerinden konuştuğunuz bir kişiyle facebooktan konuşmaya devam ederseniz msn sizin yazdıklarınızı görmüyor fakat onun yazdıklarını msne getiriyor. Bu uygulamanın tek faydası facebooktan ve Linkedinden konuşma geçmişinizi tutabiliyor olmak.

Msn 2011 bize HD Cam özelliği de sunuyor. Eğer bağlantınızda bir probleminiz yok ise oldukça da iyi görünüm sağlıyor. Fakat tek taraflı cam özelliği tamamen kaldırılmış.

Kişi engelleme özelliği kaldırılmış ve yerine bu kişiye çevrimdışı görün diye yeni bir seçenek gelmiş. Hiç kullanma fırsatım olmadı ama sanırım çevrimdışı iken ondan ileti alabileceksiniz.

Msnin eski sürümlerinde bulunan Facebook vs. Sosyal sitelerle entegrasyondan sonra beğendiğiniz sayfalara kadar msn listenize eklenmekteydi otomatik olarak ve 1000 kişilik kişi ekleme sınırını aşmaktaydınız. Bu sorunu da halletmişler.

Tam sayfa görünümde Sosyal Ağ ve Msn güncellemeleri diye iki ayrı bölüm var. Msn güncellemeleriniz de sadece kendi sitelerinden haberler bulunmakta. Bence Sosyal Ağ demek yerine Facebook için ayrı Linkedin için ayrı MySpace için ayrı Youtube için ayrı..... bölümler eklenebilmeliydi.

Ne dinliyorum? Özelliği birazcık adam edilmiş nihayet. Artık eklenti yüklemeden Winamp'de dinlediğiniz şarkılarda yayınlanıyor.

Fakat yine herkesin Msn Plus yüklemesinin nedenlerinden biri olan Renkli Nick özelliği yok.

3ten fazla dosya gönderimi yine yasak. Bunun için yine Discovery'nin uygun sürümünü bekleyeceğiz.

Birde alt kısımdaki kocaman reklam bölümü insanın sinirlerini bozuyor fakat kaldırılamıyor..

Facebook güncellemelerini beğenemiyor, paylaşamıyoruz.

Arada bir güncellemeleri yenileye basmamız gerekiyor, yoksa kendiliğinden çok uzun süre geçtikten sonra güncelleniyor sosyal ağ  feed akışımız.

Özellikle Msn üzerinden neye tıklarsanız tıklayın kendi sitelerine yönlendiriliyorsunuz. Neredeyse bütün ayarları live.com'dan yapmak gerekiyor.

Ve son olarak msninizi ilk açtığınızda :D simgesini kullandığınız an şaşırabilirsiniz çünkü tüm simgeler baştan aşağı değişmiş. Gerekli bir yenilemeydi.

Fakat yinede Messenger Plus ve Discovery sürümlerini bekleyeceğiz gibime geliyor çünkü çok eksik var yeni Messengerda. Gerçekten hayal kırıklığına uğradım diyebilirim.

Yinede ille indireceğim diyorsanız buyrun,

http://explore.live.com/windows-live-messenger?os=other

Haydar Özkömürcü

30 Ekim 2010 Cumartesi

Aaahhh Mine'l-Aşk Ekim ayı Derlemeleri...

Bir canim gel gör ki var yüz bin tenim.Neyleyip netsem agzim sir benim. Bunca insan var benim hep ben diyen.YOK KI BIR ER SOYLESiN TEK BEN SENIM...


Kimine çözülmeyen kördüğümdür yaşamak. Kimineyaşadıkça bir ölümdür yaşamak. Varoluşun gizine erenlerse diyor ki:"Ölmezlik kitabında bir bölümdür yaşamak."[ Ümit Yaşar Oğuzcan ]


"ÜÇ HARFLİ" görmüş çocuklar gibi çıldırdım!Başıma kadar çekip yorganımı titriyorum... Gelme diyorum ey "A/Ş/K" bugece gelme!!! Hayalini kovacak bir dua henüz bilmiyorum...


‎"Orta kulak iltihabı oldu aşk,Şimdigidişinin çığlığını duymam için antibiyotikler dahi fayda etmiyor ...Tıpbu kadar geri mi kaldı ayrılığa ?"


Her işe sağ taraftan başlanmalı derler..Sanırım haklılar..çünkü seni sol taraftan sevdim..Benim için pek hayırLı olmadıda...


Bir anı bile kalmamıştır, geceler boyusevişmelerden..Binlerce yıl uzaktadır, binlerce kez dokunduğun ten;Yazabileceğinşiirler çoktan yazılıp bitmiştir !Ölümdür yaşanan tek başına....Aşk,iki kişiliktir..


Salıncakta sallanırken öğrendik git - gelyapmayı.Gittin ama hala yoksun ..!Sen küçüklüğünü eksik miyaşadın sevgiLi ... ?


koynun aşk kokuyor;biraz da cennet..b'aşk'abir masaldan geliyorum ben ş'aşk'ın...adım hansel !çikolatayıbıraktım,geri dönüşüm yok !!!


Bir otobüs aşkıydı belki bizimkisi;Benimyolum son duraktı;Seninkisi "müsait bir yer"di...


Ey gönül, gidenden ümidinikes!Kaçan bir hayale benziyor herkesSanki kulağıma gaipten birses,"Buluşmalar kaldı mahşere"diyor.


Paşagönlün bilir… Israrın ikrarı getirdiğini kim söylemiş…?Kim demiş ki; yalvarmakla inatlar murâd gözyaşları, vuslatagötüren sırat olur diye ? Haklısın… Yanmakla bir murâdın sabahına uyanmak aynı şey değilmiş… Belki de bu yüzden yüreğimdeki osoyut çiçeğin boynu; böylesine eğilmiş…


Bana dualarımı ver Rabbim, avuçlarıma yağdır rahmetini.. ve dilime kondur enkabul olunacak heceleri..


Zaman,aşkı eritir.Sen kaç istediğin kadar,sınırlar koy,duvarlar ör,en kuytuköşelere saklan,kapat gözlerini bakma hiçbir yere,şiddetle karşı koysana uzatılan ele.Kazanamazsın bu savaşı! Aşk gelmişse bir kere elegeçirir seni...


Kiminle evlenileceğin ezelde muayyen olup, hicbir surette değişmeyeceğini , Eshab-ı Kiram’dan bir zatın Peygamberimize(s.a.v.) “Falan kadınla evlenmek istiyorum, dua buyurun” demesi uzerine: “Eğer sana, İsrafil, Mikail, Cebrail, ve Hamele-i Arş, (A.S.)dua etse, aralarında ben de bulunsam, gene sen ancak senin icin ......yazılankadınla evlenirdin.” diyerek bu hakikate işaret etmiştir..


Her hakiki aşk, umulmadık dönüşümlere yol açar. Aşk bir milad demektir.Şayet “aşktan önce” ve “aşktan sonra” aynı insan olarak kalmışsakyeterince sevmemişiz demektir. Birini seviyorsan onun için yapabileceğinen anlamlı şey değişmektir...


Bunuyapmamalıydım, görmezden gelmeliydim, görmeyecek gibi görülmeyecekgibi.. Seni görebileceğimi sanmıyorum..Kaçmalıydım, duymamış gibiyapmalıydım.. Duyulmayacak gibi, duyulamazmış gibi..Aşkınıdinlememeliydim..Ne diyeceğimi bilemezken dudaklarım şaşırmışolmalı..Çünkü bir kelime etmeden geldin..


İçim o kadar senle doldu ki...İnsanlar senigözbebeklerimde görürler diye bakmaya korkar oldum...


Kadının En Güzel Yeri Neresidir..? Henüz kırılmamışsa KALBİDİR... Kırılmışsa, ıslak bakan GÖZLERİ ...Artık ağlayamıyorsa, DUDAĞININ YANINA yerleşmiş hüznü...Hüznü bile hissetmiyorsa artık, buz tutmuş PARMAKLARII...ısınmıyorsa, konuşmuyorsa ve artık hiç gülmüyorsa Anılarda kalmış ÇOCUKLUĞUDUR....Ama muhakkak tatlı bir yeri vardır kadının...Yeter ki ona,severek bakan bir çift göz olsun üstünde ...


Sana söz hayat...
bundan sonra
hiç kimseyi göz çukurlarıma
ekip büyümesi için
gözyaşı dökmeyeceğim !
Alışma bana!


Ne yapacağım belli olmaz,
Bugün varım,
yarın birden yok olurum.
Dokunma bana!
Kapanmamış yaralarla doluyum.


Canımı acıtma
bir yara da sen açma.
Sevme beni!
Yoğun duygularımda kaybolursun,
tutuştururum.


İsteme beni!
Yasaklarla boğuşursun,
engellerle doluyum.
Çözmeye çalışma sakın!
Seninle karışır iyice kördüğüm olurum.


Anlama beni!
Ben kendimi anlarım,
ben böyle mutluyum.
Aşkı yaşatmamı isteme asla!
Artık inanmıyorum.
Güveniyorsan kendine inandır beni aşkın varlığına.


Sonunda öyle bir aşk yaşatırım ki,
Vazgeçemezsin,
tutkun olurum.
Yıkabilirsen duvarlarımı sakın bırakma beni!
Tüm tutkularımın ve gücümün arkasında,
Hala minik bir çocuğum.


Ve asla unutma!
Büyütemezsen kaybolurum!


''ah mine'l-aşk ve hâlâtihîahraka kalbî bi harârâtihî ''
yani diyor ki:
Aşkın elinden ve hallerinden...Ateşiyle yüreğimi yaktı yandırdı...

Dost Dediğin...

Genç adamın biri, Dermiş babasına her gün; 'Benim de dostlarım var, sendeki dost gibi' Baba, itiraz eder, Olmaz öyle çok dost, hakikisi Belki bir, belki iki, Fazlasını bulamazsın gerçek, hakiki... Devam eder durur konuşma... Aralarında başlar bir tartışma, Karar verirler bir sınava, Dostun hakikisini anlamaya... Bir akşam bir koyun keserler Ve koyarlar çuvala.

Baba der ki oğluna, 'Hadi al bu çuvalı, şimdi götür dostuna'. Çuvaldan kanlar damlamakta, Sanki öldürmüşler de bir adamı, Koymuşlar çuvala, Dıştan böyle sanılmakta. Delikanlı sırtlar çuvalı, Gider en iyi bildiği dostuna, çalar kapıyı. O dost, bakar ki bir çuvala hem de kanlı, Kapar hızla kapıyı delikanlının suratına, Almaz içeri arkadaşını, Böylece tek tek dolaşır delikanlı, Kendince tanıdığı, sevdiği dostlarını.

Ne çare, hepsinde de sonuç aynıdır. Evlat geriye döner. Ama içten yıkılır... Babasına dönerek; haklıymışsın baba ' der. Dost yokmuş bu dünyada ne sana, ne de bana. Baba 'hayır Evlat 'der, benim bir dostum var bildiğim. Hadi, çuvalı alda bir kerede git ona. Genç adam, çuvalı sırtlar tekrar. Alnından ter, çuvaldan kanlar damlar... Gider, baba dostuna. Kabul görür, sevinir.

O dost, delikanlıyı alır hemen içeri. Geçerler arka bahçeye. Bir çukur kazarlar birlikte, Çuvaldaki koyunu gömerler adam diye, Üzerine de serpiştirirler toprak. Belli olmasın diye dikerler sarımsak... Genç adam gelir babasına; 'Baba, işte dost buymuş' diye konuşunca, Babası; 'daha erken, o belli olmaz daha. Sen yarın git O'na, çıkart bir kavga, Atacaksın iki tokat, hiç çekinmeden ona, işte o zaman anlaşılacak, dostun hakikisi. Sonra gel olanları anlat bana...

' Genç adam, aynen yapar babasının dediğini, Maksadı anlamaktır dostun hakikisini, babasının dostuna istemeden basar iki tokadı! Der ki tokadı yiyen DOST; 'Git de söyle babana, biz satmayız Sarımsak tarlasını böyle iki tokada'!

Sevilecek biri olmadığın zamanlarda bile Seni Sevmeli...
Sarılacak biri olmadığın zamanlarda bile Sana Sarılmalı...
Dayanılmaz olduğun zamanlarda bile Sana Dayanmalı...
Dost dediğin; fanatik olmalı;
Bütün dünya seni üzdüğünde Sana moral vermeli.
Güzel haberler aldığında seninle dans etmeli,
Ve ağladığında, seninle ağlamalı...
Ama hepsinden daha çok;
Dost matematiksel olmali;
Sevinci çarpmalı...
Üzüntüyü bölmeli...
Geçmişi çıkarmalı...
Yarını toplamalıi...
Kalbinin derinliklerindeki ihtiyacı hesaplamalı...
Ve her zaman bütün parçalardan daha büyük olmalı...
İşi bitince seni bir tarafa atmamalı...

Bir Hikaye...

"İzgören & Akın'a toplantıya gideceğim. Baktım geç kalma ihtimalim var, bindim bir taksiye, muhabbetçi bir arkadaş. O anlatıyor ben dinliyorum. Tam işyerinin önüne geldik. Ankara'da Bakanlıklar. Diyelim ki. taksi parası 9.75 TL tuttu, ben 10 TL uzattım. Hani hepimizin yaşadığı sahne vardır ya, taksici üstünü arıyormuş gibi yapar, siz de para üstünü alabılmek için bir ayak dışarda, inmemek için debelenirsiniz. Tam o sahne olacak. Şoför, para üstü varmı diye aranmaya başladı.

"Üstü kalsın kardeşim" dedim. Döndü bana doğru "Vaktin var mı ağabey ?" dedi. "Evet" dedim (tek ayağım hala dışarda) Dörtlülere bastı, trafik dört şerit akıyor, indi araçtan. Önde bir büfe var. Gitti oraya, bir şeyler konuşup geldi. Bana 25 Krş uzattı. Belliki para bozdurmuş. "Birader" dedim,"9.75 değil,10.50 yazsa, 50 krş. istermiydin benden?" -Ne alacağım ağabey 50 krş.u -Peki niye gittin 25 krş.için o kadar uğraştın, üstü kalsın demiştim. Döndü bana, attı kolunu arkaya : -Vaktin varmı ağabey ? -Var -Çek kapıyı o zaman..

Muhabbetçi bir taksici ile karşı karşıyayız. 5 dk.konuştuk. İngiltere'de profösüründen, bilmem kiminden eğitimler aldım. O taksicinin 5 dk.da öğrettiklerini, ingiliz hocalar haftalarca verdikleri derslerde öğretemediler. Ağabey biz Keçiören'de 5 kardeşiz. Babam rençberdi benim, günlükyevmiyeye giderdi; artık inşaat falan bulursa çalışır gelir, o gün iş bulamamışsa, biz eve gelişinden, yüzünden anlardık. Durumumuz hiç iyi olmadı. Akşam yer sofrasında yemek yerdik. Yemek bitince babam bize "Durun kalkmayın" derdi. Önce dua ederdik sonra babam bize sofrada konuşma yapardı. "Aha" dedim,"Bizim meslek"ten, seminerci.

- Ne anlatırdı baban ? - Hayattta nasıl başarılı olunur ? O gün inşaata çağırmazlarsa eve para getiremiyor, sonra çocuklara hayatta başarı teknikleri anlatıyor. -Babam işe gidince büyük ağabeyimiz onu taklit ederdi, delik bir çorapla pantalonun ceplerini çıkarır, dört kardeşi karşısına alıp "Dürüst olun, evinize haram lokma sokmayın" diye anlatırken, biz de gülerdik.


Annem kızardı, "Babanızla alay etmeyin. O, hem dürüst hem de çalışkandır" derdi.Yan evde iki kardeş var, onların babası zengin. Babaları birahane işletiyor, ama adamda her numara vardı, kumar falan oynatırdı. Bizim yeni hiç bir şeyimiz olmadı, hep o ikisinin eskilerini kullandık. O amca mahalleden geçerken biz 5 kardeş ayağa kalkardık, çünkü bize bahşiş verirdi. Babam eve gelince ayağa kalkmazdık. Çünkü hediye, para falan hak getire.Ağabey biz babamı kaybettik. Altı ay içinde yandaki baba da öldü. Yandaki baba iki çocuğa 5 katlı bir apartıman, işleyen birahane, dövizler ve araziler bıraktı.

Bizim baba ne bıraktı biliyormusunuz ? -Ne bıraktı ? -Bakkal veresiyesi ve konuşmalarını bıraktı : "Evladım işinizi dürüst yapın, hakkınız olmayan parayı almayın..." falan filan. Ağabey aradan 15 yıl geçti, diğer 2 kardeş cezaevindeler, ne ev kaldı ne birahane. Ailesi dağıldı. Biz 5 kardeş, beşimizin Keçiören de taksi durağında birer taksisi var hepimizin birer ailesi, çoluk çocuğu, hepimizin birer dairesi var. Geçenlerde büyük ağabeyimiz bizi topladı ve dedi ki : "Asıl mirası  bizim baba bırakmış." Hepimiz ağladık. 5 kardeş taksiciliğe başladığımızdan beri, taksimetrenin yazmadığı 10 krş.u evimize sokmadık.Her şeyimiz var Allah'a şükür.


Çok duygulandım, veda ettim, tam ineceğim : -Dur ağabey, asıl bomba şimdi. -Nedir bomban ? -Nerede oturuyoruz biliyormusun ?  O iki kardeşin oturduğu 5 katlı apartmanı biz aldık. 5 kardeş orada oturuyoruz... Evladınıza ne araba bırakırsınız, ne ev, ne de başka bir miras. Evlada sadece değer kavramları bırakırsınız. Bakın iki baba da evlatlarına değer kavramları bırakmışlar.


A.Şerif İZGÖREN'in kitabından aktarılmıştır.